Neden Yeraltı Edebiyatı? sorusu üzerine bir deneme.
Eline kitap alıp okuyan ve bunu alışkanlık haline getiren her birey disiplinlerarası okuma yapmalıdır, pek tabii edebi anlayış ve zevkin oluşumunda oldukça mühim bir meseledir. Fakat bazıları, her dalı okuyup aralarından belli bir dalı seçer ve o dalda yetkinleşmek üzere okumalarını o dalda yoğunlaştırır. İşte benim için tutunacak dal olan Yeraltı edebiyatı, onun kaynağı ve çeşitli özelliklerinden bahsedeceğim bir bilinç kusması olacak bu. Öncelikle yeraltı edebiyatı, kaynağını Dadaizm akımından alır. Dadaizm, estetik güzelliği, aklı ve değerleri karşıtlayan, 1. Dünya Savaşı'nın karamsar atmosferine tepki olarak ortaya çıkan, saçmalığı, karışık kelimeleri, anlamsızlığı ve biçemde anarşiyi hedefleyen bir sanat akımıdır. Büyük Buhran, Orta Doğu çatışmaları, Dünya savaşları tüm dünyayı sarstığı gibi büyük bir karamsarlık yaratmış ve sanata da yansımıştır. Bunun sonucunda ortaya çıkan Dadaizm akımı Garip Akımı ve Orhan Veli şiirlerinde kendini göstermiş ve yeraltına kaynaklık etmiştir. Dada hayatın absürtlüğünü ve savaşın yıkıcılığını vurguladı. Absürtizm bir düşünce akımı olarak Egzistansiyalizm ve Camus felsefesinde kendini gösterdi, savaş edebiyata girdi. Celine'in başyapıtı Gecenin Sonuna Yolculuk, Kaputt (Malaparte), Teneke Trampet, Kurbağa Güncesi (Günter Grass) bu alanda ortaya çıkan dev eserlerdir. Savaş toplumu etkilediği kadar bireyi de etkiledi. Birey yaşamdan bunalıp kabuğuna çekildi. Yaşamın anlamsızlığını kavradı, farkına vardı ve buna bağlı olarak kendi iç dünyasına dönüş yaptı. En sevdiğim yazar olan Oğuz Atay, bireyin bu buhranını edebiyata döktü ve edebiyatımızda postmodern edebiyatın en yetkin örneklerinden biri kabul edilen Tutunamayanlar'ı yazdı. Üstelik bunu 3 Kemal etkisinin ve toplumcu edebiyatın baskın olduğu bir dönemde yaptı. Bu o dönem için bir devrim niteliğindeydi. Edebiyatımızda yeraltı eserlerin kaynağı araştırmalarımıza göre daha eskilere dayansa da ki ilk örneği Mehmet Rauf'un Bir Zambak Hikayesi adlı eseridir. (Kaynak: Cenker Ekiztaş) Tutunamayanlar çağdaş edebiyatımızda domino taşı etkisi yaratarak yeraltı edebiyatının bugünkü hali almasına büyük katkıda bulunmuştur, bazıları onu da yeraltı kategorisine dahil ediyor şahsen ben etmemeyi tercih ediyorum,. Yeraltı edebiyatı temel olarak Bireyi esas alır ve Beat kuşağı ile beraber çıkış noktası olarak ABD kökenli bir edebiyat olup sonradan dünyaya yayılmıştır. 68 Kuşağı'nın kural tanımayan devrimci mücadelesi ve hippi kültürü de bu edebiyatın şekillenmesinde rol oynamıştır. Peki kaynak ve geçmişine değindiğim bu edebiyat neyi nasıl anlatır?.
Yeraltı edebiyatı, okura görülmeyeni gösterdiği için önemlidir. Dışlanan, Tabu yapılan, yasak edilen konuları tüm çıplaklığıyla gayet sade bir dil ile anlatır. İtileni, saman altı edileni açığa çıkarır. Çoğu yeraltı edebiyatçısı profesyonel anlamda yazar değildir. Natural yeraltıcı adını verdiğimiz bu kesim, yaşadığı hayatı tüm sadeliğiyle edebiyata döker. Yeraltı edebiyatı ile uğraşanların estetik kaygıları yoktur, okur beklentilerine göre hareket etmezler. içlerinden geldiği gibi yazarlar. Yeraltı edebiyatı bir avuç ergenin - aaa uyuşturucu var, seks sahnesi var, hemen alıp okumalıyım dediği bir ruhsal mastürbasyon aracı da olmamalıdır, olamaz. Çünkü medya ve Televizyon kanalları insanları şiddet, ruhsal şiddet ve geleneksel cinsel baskılamalarla güderken ve bu toplumdaki suç oranı ile pozitif korelasyon oluştururken, yeraltı edebiyatı bu hayatı övmez, okuyucuya yalnızca gösterir. O tablodan çıkarım yapmak okuyucunun hayal gücüne kalmıştır. Ki edebi bir eserden yola çıkıp uyuşturucu, şiddet veya bilimum cinsel aktivitelere özenmek bir okur için utanç verici bir durumdur, nitekim böyle bir okur pek tabii yeraltı edebiyatını zaten kavrayamayacaktır, uzak durmalıdır. Yeraltı edebiyatı; konforlu evlerimizin arka sokaklarını görmek, küçümsediğimiz hayatları tecrübe etmek, sıcak yataklarımızdan çıkıp hayatın anlamsızlığıyla mücadele etmek ve edebiyatın kalıplaşmış yerleşik akımlarına siyah bayrak çekmek için muhakkak içine girilmesi gereken bir dünyadır. Peki bu kadar anlattınız H.B Bey, bize biraz da eser önerin okuyalım diyenler için:
Irvıne Welsh- Trainspotting
Chuck Palahnuik- Görünmez Canavarlar, Gösteri Peygamberi, Dövüş Kulübü,
Henry Miller- Seksus, Pleksus, Nexus
Charles Bukowski- Ekmek Arası, Kadınlar
Jack Kerouac- Yolda.
William S. Burroughs- Çıplak Şölen, Yok Edici
Edebiyatımızdan Yeraltı Öneriler:
Metin Kaçan - Ağır Roman
Hakan Günday- Kinyas ve Kayra, Daha (Kendisi defalarca kez yeraltı edebiyatı yazmadığını iddia etse de bana göre net bir yeraltıcıdır.)
Küçük İskender- Underground Otopark, Flu'es
Emrah Serbes - Erken Kaybedenler
ve tabi ki
Oğuz Atay- Tutunamayanlar.
"Asilerin, kaybedenlerin, hayalperestlerin, küfürbazların, günahkârların, beyaz zencilerin, aşağı tırmananların, yola çıkmaktan çekinmeyenlerin, uçurumdan atlayanların… dili, sesi. Yeraltı Edebiyatı...
(Yukarıdaki cümle Ayrıntı Yayınları Yeraltı Edebiyatı Serisi'nin giriş sayfasından alınmıştır)
H.B ya da T.'den sevgilerle...
Hiç yorum yok: