Ads Top

Ne geçmiş geçmiş ne de gelecek gelecek!

                İyi geceler sevgili dinleyenler, yine her çarşamba gecesi olduğu gibi bu gece de yalnız hissetmediğiniz yerde  Radyo Güz kanalında 'Ne geçmiş geçmiş ne de gelecek gelecek.' programındasınız.Hayat bir akıl hastasının, hastanede çizdiği bir resimdir sayın dinleyenler, Kimse bir bok anlamasa da herkes çok güzelmiş gibi davranır. Mesleki hayatının 40.yılına gelmiş bir dahiliye profesörünün el yazısıdır. Uzun uzun durur kağıdın üzerinde, dışarıdan uzun görünür, eczaneye gidersin tek kelimelik bir karalama olduğu ortaya çıkar. Biz içimizden geldiği gibi yaşayalım sayın dinleyenler, Gülümsemeyi, rakı içmeyi, iyi sevişmeyi ve Oğuz Atay okumayı hiç bırakmayalım. Radyo dinlemek eylemsel olarak yaşamaya fena halde benzer sayın dinleyenler. Bir kanalda bir pop şarkıyla coşarken yan kanalda İsrail bir ilkokula bomba atabilir. Bir DJ kahkaha efektleri ile sahte gülücükler saçarken , kanalı değiştirirsin İstanbul'da yine kadın cinayeti işlenmiştir. Arabandaysan trafik vardır yağmurlu havada ve radyoda sen çalıştırırken telaşlı sileceklerini bir trafik magandası gencecik bir çocuğu dövmüştür yoluna kırdı diye. Evine yürürken kulaklığında radyo en sevdiğin hareketli pop şarkı, arka sokağında bir emekli açlıktan kıvranmakta, cebindeki son 100 lirayla lokanta sırası beklemektedir bir tabak çorba için. Radyo,  bu iğrenç insanları ve olayları betimler hayat ise onu yaşatan multimedya aracıdır sevgili dinleyen. Yaşamak koca bir oksimoronu içinde barındırır çünkü her yaşayan kafatasında bir ölü taşır. Radyo size renkli bir dünya vadetmez. Çünkü siz ne kadar 3 maymunu oynayıp hareketli şarkılarınızı dinleseniz de, bir yerlerde çocuklar savaşa kurban gidiyor, enflasyon et yemeyi engelliyor, mutlu nesiller yetişmiyor, dolar yükseliyor ve cehalet almış başını gidiyordur. Bunun için bazen bir tuşla kanalı değiştirmeniz bazen radyoyu dinlediğiniz yerden kafanızı kaldırıp dünyaya bakmanız yeterlidir. Kimsenin skolyoz olmasını istemeyen bir radyocuyum ben. Şimdiki şarkı sayın dinleyenler tüm 3 maymunlara gelsin, Mor Ve Ötesinden Cambaz. Kör olmak ya da gözlerini kapatmak kanın kırmızı rengini görmemize engel olmaz veya kulaklarımızı tıkamak bomba sesine çünkü biz görmek veya duymak istemesek de onlar var olmaya devam eder, tıpkı insanlara katlanamasak da aynı Karbon elementinden türemiş homo sapiens yığınları olduğumuz gerçeğinin baki olduğu gibi. Ben tutunamayan olmayı tercih ediyorum sayın dinleyenler. Siz de ellerimi tutup benimle beraber tutunamaz mısınız.? Güneşin doğuşu için, tenin kavuşması için, şiirin yazılması için ve rakının beyaza dönmesi için gözyaşı gerekir sevgili dinleyiciler ağlamadan gülemezsiniz. 

Bizim gibi bu dünyaya yabancı olanların bazen dili beynine yetişemez ve konuşurken kekeleriz, susarız anlık. Çünkü kekelemek dünyanın tüm boktanlığına verilen anlık bir moladır. Bir anda tüm cümleler söylenmemek üzere beyni terk eder ve meçhule giden hayat otobüsü bir durakta ihtiyaç molası verir işte böyle anlarda otobüsü kaçırıp susmayı tercih eder bazıları. Biz yeraltına yayan gideriz sevgili dinleyenler, ayaklarımıza dikenler batsa da sahici dikenler yalancı huzura yeğdir. Çünkü biliriz ki insan yeraltında mum olup yanmadan yer üstünün aydınlığına çıkamaz. Bazıları doğuştan cehennemliktir, bazıları bunu sonradan edinir. Değişir, döğüşür ve dönüşür. Saflığını bir değirmende un ufak öğütür sonunda toz olur toprağa karışır, yağmur olur gözyaşını örter mazlumların. Oysa kendisi olan herkesin bildiği gibi aslında cehennem başkalarıdır. Hayat, bir zıt anlamlı kelimeler sözlüğüdür kısacası her yaş bir sayfaya tekabül eder, ayracı içkidir, sigaradır, cigaralıktır, sekstir, dopamindir. Ya çok nettir ne iyi ne kötü ya da bir dumanla grileşir bulutlar anlaşılmaz iyi ile kötü. 

- Kapı alışılagelmiş gıcırdama ile açıldığında Turgut'un serumu yarılanmıştı, hemşire ampülün havasını alıp Xanaxı Turgut'un damarlarına zerk ettiğinde turgut gözlerini kapayıp yoğun bir uykuya kaçmış, odada yarım ay ve 37 ekran tüplü televizyonun ışığı mavimsi bir mezbaha atmosferi yaratıyordu. İyiye gidiyor diye düşündü hemşire ama hala konuşmuyor kimseyle. 

' Evet sayın dinleyenler bu günkü ne geçmiş geçmiş ne gelecek gelecek programımızın sonuna geldik, ne bir radyo vardı aslında ne de yalnızlığa fon olan notalar, agorafobik bir delinin beyninden fragmanlar izlediniz. Kapanışı güzel bir şarkıyla yapmak isterim. Müslüm Gürsesten geliyor: Konuşsana bir tanem neden hep susuyorsun.

T. Susmak zorunda kalanlara. 



Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.