Devinim ve Dönüşüm Üzerine
Değerli okurlarım, uzun zaman sonra klavyemin başındayım çünkü düşüncelerim birikti ve istifra etmek zorundayım. Aslında bu bir cüret gösterme veya kimilerine göre bir delilik alametidir. Kimse normal olduğunu iddia etmez çünkü anormali görmeden normali oluşturamayız zihinde, hepimiz bir saat de olsa dışına çıkmışızdır normalin. Bugün genç, cüce aklımla devlerin diyarına yolculuğa çıkıp Gulivercilik oynamaktır amacım. Felsefe yapmak, aslında her gün farkında olmadan yüzlerce kez yapıp yadırgadığımız olguyu, bir tornavida ile zihnin kapalı vidalarını açmayı deneyeceğim.
Öncelikle şu görüşü ortaya koymam gerekiyor ki ben bir filozof değil bir üniversite öğrencisiyim. Felsefe ile uğraşmam veya hoşlanmam, sapyoseksüel olmam beni filozof yapmayacağı gibi filozof olduğu iddiasında bulunan herhangi bir kişi bir arpa boyu gidememiş demektir bu yolda. Sokrat'ın fırınından 40 tepsi ekmek yemelidir zannımca. Dolayısıyla bu yazı da bir felsefi metin olma amacı gütmemektedir. Yazarının düşüncelerini yansıtan bir denemedir. Tümdengelim yoluyla katedilecek bir akıl yürütme örneğidir yalnızca. Zihnimin son birkaç gündür yakıt harcadığı ve sonunda yazıya dökmek istediğim konu esasında devinim meselesidir. Yaşadığımız evrenin tözü, arkhesi isteyen istediği terimi kullanabilir diye düşünüyorum. Zannımca döngüsel harekettir. Günmerkezli evren modelinde gezegenler döngüsel harekettedir, dolayısıyla gün, gece, ay ve zaman da döngüsel harekette ilerler. 4 Senede bir 29 şubatı, 33 senede bir aynı ramazanı yaşamamız bile buna bir delalettir. Devinim, aynı zamanda yeniler. Heraklitos'un dediği gibi aynı nehirde 2 kez yıkanılmaz. Devinim, etkisi altına aldığı şeyi dönüştürerek bu yenilemeyi meydana getirir. Kafkaesk anlamda dönüşüm Gregor Samsa karakterinin Freudyen anlamda süperegosu hamamböceği metaforu ile verilir. Çünkü Kafka da yaşamında baba sorunları yaşamış ve eserin temelini bunun üzerine kurmuştur. Samsa da aynı düzlemde topluma yabancı olduğundan ve baba figürünün yarattığı otoriteye kendini kabul ettiremediğinden bilinçaltında kendini bir hamamböceği silüetinde görmektedir fakat bu da belli bir zaman sonra devinime uğrayacak ve Samsa bu ruh halinden çıkacaktır. Devinim ve dönüşüm olguları zihinde somuta döküldüğünde pek tabii bir çark imgesi oluşacak ve bu bizi dolaylı yoldan Marx'a ve Diyalektik anlayışa götürecektir. Marx'a göre tarih, sınıf savaşımları tarihidir ve karşıt sınıfların çatışması ile ilerler. Üstyapı siyasi konjonktürdür ve ekonomi, sosyokültürel anlayış, eğitim gibi olgular altyapıyı oluşturur ve altyapı, üstyapıyı meydana getirecektir. Diyalektiği Hegel düşüncesine göre yorumlarsak her özün kendi karşıtını içinde taşıdığı ve yeni bir oluşumun bu karşıtların çatışmasından ortaya çıktığı sonucuna varırız. Marx bu görüşü maddesel dünyaya entegre edip diyalektik materyalizm görüşünü ortaya atmıştır. Pek tabii her ikisinin de görüşü doğrudur ve Ying-yang düşüncesi devinimsel hareket ve diyalektiğin uzakdoğuda nefis bir örneğini teşkil eder. Her iyinin içinde bir kötü, her kötünün içinde bir iyi vardır. İyi ve kötü kavramları kendi karşıtlığını içinde barındırır. Hiçbir şey'e ulaşırken öncesinde şey'in kendisine ulaşmak gerekir. Varoluş Özden önce gelir diyen Camus ve Sartre benim oldukça saygı duyup sevdiğim filozoflardır fakat bu düşünceyi şöyle revize etmek isterim ki Varoluş zaten özü içinde taşır dolayısıyla özden evvel gelmesi zaten devinimin bir sonucudur. Doğada Azot ve Karbon atomları devinim halindedir ve karbon molekülü insan hayatının temelini oluşturur dolayısıyla yaşamın temelinde dönüş vardır. Yaşamın sona ermesi ise, uzun süren dönüşten sonra yapılan istifra hareketidir. Karanlığı görmeyen biri aydınlığı, yalnızlığı yaşamayan biri aşkı, hiç gülmeyen biri hüznü, görmeyen biri körlüğü tarif edemez. Bir gün bu çark dönecek tüm normaller anormalleşecektir. Belki de büyük bir cesaret örneği çıkıp, bu çarkı kıracaktır, dönüş durmayacak kırdığı çark bir gün onu yutacaktır.
H.B 230226
Hiç yorum yok: