Ads Top

Türk Şiiri'nin Başucu Antolojisi: Büyük Saat üzerine 1.

  Merhabalar herkese, yazmaya, okumaya, öğrenmeye devam ettiğimiz sıcak bir yaz gününde bir. kez daha sizlerleyim. Bugün, edebiyatımızda en sevdiğim ve kendim de amatör olarak şiirle uğraştığımdan beni en çok etkileyen 2 şairimizden birini Turgut Uyar'ı ve onun şu anda okumakta olduğum tüm şiirlerini içeren eseri büyük saati anlatacağım dilim döndüğünce.

      İlk baskısı 1984 senesinde Can Yayınları tarafından yapılan eser daha sonra şairin Yitiksiz isimli kitaplarına girmemiş şiirleri ve son şiirleri de eklenerek Yapı Kredi Yayınları tarafından yeniden basılmıştır. Peki buy eserin Türk Edebiyatı açısından önemi nedir.? Eser yalnızca Uyar'ın poetikasını ve şiiri'nin gelişim evrelerini okura göstermekle kalmamış 2. Yeni şiiri'nin de ana hatlarını ve gelişimini görmek açısından bir rehber olmuştur. Bunu da 1. part olarak bu dev külliyatın bir kısmını kendimce incelemeye ayıracağım. Uyar, 2 Yeni'nin en yalnız, içe dönük, bireysel şairidir denebilir. Kelime dağarcığı inanılmazdır, kelimeye tutunmaz; onunla oynar, dans eder. Kelimeyi dizginler, evcilleştirir, kendince yoğurup şiirini yüzyıllara meydan okuyan heykele çevirir. Bugün kitabın sırasıyla ARZ-I HAL, TÜRKİYEM, DÜNYANIN EN GÜZEL ARABİSTANI, TÜTÜNLER ISLAK, HER PAZARTESİ ve DİVAN isimli ilk 6 bölümünü inceleyeceğim. 

ARZ-I HAL: Uyar mesleki hayatında eğitimin Askeri Memurlar Okulu'nda tamamladıktan sonra önce subay memurluğu daha sonra 1958-1967 yılları arasında SEKA'da sivil memurluk yaparak geçirir. Askeri memurluğu sırasında Posof, Terne ve Ankara gibi yerlerde çalışacak ve böylece Anadolu'yu, memuriyet hayatını gözlemleme şansına sahip olarak 1949'da yayınlanan ilk kitabı olan bu eserde gözlemlerini anlatarak yazın hayatına başlayacaktır. 13 Şiirden oluşan bu kısa ama dolu eserde Uyar, memuriyet, memur ailesinin hayatı, anadolu gibi daha çok toplumsala yaklaşan temaları büyük bir ustalıkla anlatır. Özellikle: Memur Karısı, Yasin Efendi, Garip Anadolu'nun Dağları, Bir Anadolu Vardır isimli şiirlerinde bu temaları görmek mümkündür. 

TÜRKİYEM: Şairin, 1952 yılında Varlık yayınları tarafından yayınlanan bu 2. eserinde memurluk ve taşra hayatının yanı sıra Turnam, Kantar Köprüsü, Bitmemiş Şiirler gibi seri halinde yazılan şiirler de bulunur. İlk esere göre daha olgun ve topluma açılan bir metindir. Özellikle Atatürk, vatan sevgisi, Atatürk özlemi gibi temalar eserde kendisine çokça yer bulur. 

DÜNYANIN EN GÜZEL ARABİSTANI: Eser, Uyar'ın 1950 yılında Açık Oturum Yayınları tarafından yayınlanan 3. şiir kitabı olup yalnızca şairin değil 2. Yeni Akımı'nın da başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Eserde şair memuriyet hayatı ve Anadolu gerçekleri gibi toplumsal temalardan uzaklaşıp 2. Yeni'nin de omurgasını oluşturan egzistansiyalist şiire; hayatın anlamsızlığı, bireyin toplum hayatındaki yalnızlığı, yabancılaşma, aşk gibi derin temalara yelken açar ve bu alanda başyapıt kabul edilebilecek bir eser, bir manifesto ortaya koyar. Bu eserle beraber Uyar, yerleşik Türk Edebiyatı geleneğini yapısöküme uğratıp bireyci anlayışıyla ve felsefi akımlarla harmanlayarak Turgut Uyar şiirini kurar. Göğe Bakma Durağı, Geyikli Gece, Kan Uyku,  Eski Kırık Bardaklar, Büyük Ev Ablukada gibi kült şiirlerin yanı sıra Akçaburgazlı Yekta isminde bir kurgusal karakter oluşturarak karakterin hikayesini şiirsel bir biçimde anlatır. Bu edebiyatımızda görülen enfes bir Storytelling örneği olup aynı tekniği bir başka 2. Yenici olan Usta Şair Edip Cansever de "Ben Ruhi Bey Nasılım" isimli ünlü eserinde başarıyla kullanmıştır. Eser Türk şiiri açısından pek çok okura göre bir kilometre taşıdır. 

TÜTÜNLER ISLAK: Şairin olgunlaşan şiir anlayışının bir devamı olan bu eser bireyselden beslenip toplumsala ulaşarak 2. Yeni'yi kurmaya devam eder. Türk şiirini dönüştürür, çığır açar, Gariple başlayan devrimci şiir anlayışını sürdürür.  Yeni bir soluktur. 11 şiirden oluşan kısa bir eser olsa da dolu ve vurucudur. Üşüme temasını sıkça işler şair bu eserinde ayrıca son şiir olan "Terziler Geldiler" şiiriyle son darbeyi vurarak terzi alegorisi üzerinden Türkiye'nin siyasi ve bireysel yaşamına değinir. Son şiirin  çok sevdiğim son dörtlüğünü bırakmak isterim: "Ey artık ölmüş olan at! -dediler-

"Ey artık ölmüş olan at! -dediler-

En güzeli oydu işte, yüzünün savaşla ilişkisi.

Boydanboya bir karşıkoyma, denge

ve istekli bir azalma. Onu bilirdik.

O ağaç senin kanınla beslenirdi,

hepimizi besleyen.

Bir ülkeyi yeniden yaratırdı şaşkınlığımız

senin karşında,

alışveriniş, alfabenin, iplik döküntülerinin ve

her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği..."


HER PAZARTESİ: Pazartesi, hem bir başlangıç hem de bir bitiştir ve pazar akşamı ile beraber melankolik ve sıkıntılı hissettirir bireyi, işte Uyar da 1968 yılında yayınlanan ve aynı zamanda 62-67 notları adını da verdiği bu eserinde kalemini hüzne doğrultmuş Güneşi Bol Ülke, Büyük Saat, Hızla Gelişecek Kalbimiz gibi şiirlerinin yanı sıra Ölü Yıkayıcılar gibi uzun şiirlerinde ölüm, ölüm korkusu, cenaze, intihar gibi melankolik ve bireysel konulara sıklıkla yer vermiştir. Aslında senesine bakılacak olursa cunta sonrası dönem ve ülkemizin çalkantılı politik tarihinin şairi bir bunalıma ve içe kapanmaya sürüklediği görülebilir. 


DİVAN: Şairin ilk kez 1970 yılında Bilgi Yayınları tarafından yayınlanan 6. şiir kitabı olan Divan, Türk Edebiyat geleneğine ve divan şiirine bir saygı duruşu niteliğindedir. Uyar'ın anlatımı Divan şiirine yaklaşıp kapalılaşır. Salon edebiyatı olarak eleştirilen Divan edebiyatı oldukça kapalı ve bireysel bir anlatım sergilediği için zaten 2.Yeni şiiri'ne yakındır. Kitaptaki tüm şiirler bentlerden oluşur ve çeşitli şiirlerde Divan Edebiyatı'nın nazım şekilleri olan Kaside ve Rubai eserde kendine yer bulur. Osmanlıca sözcükler de görülür. Anlatım oldukça yoğun ve kapalıdır. Özellikle bir kadının gözünden Osmanlı toplum hayatı'nın portesini çizen "Salihat-ı Nisvandan Saffet Hanımefendi'ye isimli şiir müthiştir ayrıca şairin Münacaat, Su Yorumcuları'na, gibi ünlü şiirleri bu eserde yer alır. 


Turgut Uyar, bu denli büyük, yoğun bir külliyatı bırakarak yalnızca kendi şiirini değil 2. Yeni'nin ve Türk Şiiri'nin en büyük yapıtlarından birine imza atmıştır. Kendisini saygı ve rahmetle anarken bir haziran gününde yazının ilk bölümüne şairin Biraz Daha adlı şiirinin şu  dizesiyle veda etmek isterim: Ve bizim bir haziranımız

Bir yıl kadar yetecektir dünyaya.



 

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.