9 Haziran 2026 Salı

Bukowski Kimdir? bir köşe yazısı çevirisi.


Herkese merhabalar, bugün elimden geldiğince yer yer yorumlarımı da katarak bir internet sitesinde okuyup beğendiğim bir köşe yazısını çevireceğim. Keyifli okumalar diliyorum. Kaynak yazı sonunda yer alacaktır.

BUKOWSKİ KİMDİR?

Yazın eğlence için kitap okumaya vakit ayırabildiğim o dönemde, yeni şairler araştırıyordum. Kitap yalnızca bir eğlence aracı olarak görülemez, bilgiye olan açlığı doyuran bir soyut besindir her kitap. İlk başta Rupi Kaur’un The Sun and Her Flowers (Güneş ve Onun Çiçekleri) kitabını elimden bırakmak zor olsa da, başka bir şairin tavizsiz ve dobra bilgeliği de fazlasıyla ilgimi çekmişti.

Daha çok Charles Bukowski olarak bilinen Heinrich Karl Bukowski, şiirleri ve kısa öyküleriyle ün kazandı. Alman-Amerikalı yazar, yüzyıl dönümünden önce birkaç roman da kaleme aldı. Kendisinin 5 romanı bulunmaktadır ve romanları otobiyografik nitelikler taşımakla beraber takma isim olarak Henry Chianski ismini kullanır.

Bukowski, eserlerinde Los Angeles'taki yaşamın ekonomik ve kültürel yönlerine ışık tuttu. Şiirleri; şairler, alkolikler, kadınlar, iş hayatı, alt sınıftan Amerikalılar ve aşıklar hakkındaki fikir ve bakış açılarını paylaşır.

1994 yılındaki ölümünden önce Bukowski, 60'tan fazla kitap yayımladı. Eserlerinde daha çok yaşamın kirli yönlerine, alkolizme, sekse, sokaklara, at yarışlarına yer verdi. Yazdığı eserler gibi yaşadığı hayat da yeraltıydı.

Bukowski 90'larda ölmüş olsa da, bence eserleri bugün öğrenciler tarafından daha geniş çapta tanınmalı; çünkü onun işleri "şu andan" ziyade bir sonraki adımı, yani "geleceği" temsil ediyor. Ne kadar farklı olursa olsun ifade özgürlüğü, bu nesil siyasi ve sosyal olarak daha aktif hale geldikçe her geçen gün daha fazla değer görüyor gibi görünüyor. Dili içinden geldiği gibi ve filtre etmeden kullanması, dobra karakter yapısı onu Beat Kuşağı yazarları içinde ayrı bir yere konumlandırdı. Bugün yalnızca underground camiada değil ana akım edebiyat dünyasında da oldukça tanınan bir yazar haline gelmiştir.

En Sevdiğim Bukowski Eserlerinden/Düşüncelerinden Bazıları:

Şiirlerini henüz okumamış olmakla birlikte en sevdiğim romanı Ekmek Arası romanıdır. Bu romanda Henry'nin çocukluğunu, ailesini, travmatik aile kavgalarını, okulu,tembelliği,eğitim sistemini okuruz. Kısacası Ekmek Arası romanı küçük bir çocuğun nasıl alkolik bir yeraltı edebiyatı yazarına dönüştüğünün temel taşıdır. Şiirler hakkındaki yorumları yazıdan olduğu gibi aktaracağım.

Charles Bukowski'den "Destroying Beauty";

Güzelliği Yok Etmek (Destroying Beauty)

Bu şiir, onun güzellik hakkındaki düşüncelerine yönelik yorumumun nasıl değiştiğini göstermesi açısından bende ayrı bir yer edindi. Neyin güzel neyin çirkin olduğuna karar vermenin tamamen kendi elinin dışında bir şey olduğunu söyleyişini görmek ilginç. Eserindeki dil, çok olumlu veya çok olumsuz çağrışımlara sahip kelimelerle sürekli değişiyor gibi görünüyor. Bukowski, güzel bir şeyin ne kadar kolay iğrenç hale getirilebileceğini gözler önüne sermek için yazıyor gibi.

Bahar Kuğusu (Spring Swan)

Suyun yüzeyinde cansızca süzülen bir kuğu hakkındaki bu eserde Bukowski, etraftaki insanların ölü kuşu sadece alaya aldıklarını gördüğünde hissettiği üzüntüyü okuyucularına aktarıyor.

piknik çantalarıyla ve kahkahalarıyla, ve suçlu hissettim kendimi kuğu adına sanki ölüm utanılacak bir şeymiş gibi bir aptal gibi yürüyüp gittim oradan

Şiirinde, yaşanan rahatsızlık veya acı bir başkasına ait olduğunda nasıl daha farklı yas tutma eğiliminde olduğumuzu basit kelimelerle ifade ediyor.

Bir Şiir Bir Şehirdir (A Poem Is a City)

Bir şehir ile iyi bir şiirin karmaşıklığı arasında kurduğu bağ birçok açıdan oldukça etkili. Bu eserde, tıpkı şehir hayatında olduğu gibi, şiirlerin de okuyucunun ya da şehri gezen birinin fark edebileceğinden çok daha fazlasını barındıran bir yapıda olduğunu ve tek bir insanın tüm bu etkileşimleri ve bilgi alışverişlerini her zaman takip edemeyeceğini anlatıyor.

bir şiir bir şehirdir sokaklarla ve lağımlarla dolu azizlerle, kahramanlarla, dilencilerle, delilerle dolu sıradanlıkla ve içkiyle dolu yağmurla, gök gürültüsüyle ve kuraklık dönemleriyle dolu, bir şiir savaşta bir şehirdir

Charles Bukowski'den “i met a genius”; fotoğraf: yazar

Bir Dahiyle Karşılaştım (i met a genius)

Kısa, tatlı ve aynı zamanda düşündürücü olan Bir Dahiyle Karşılaştım, okuyucuya yaşlandıkça daha bilgeleştiğimiz fikrini sorgulatıyor; çünkü bazen en ufak çocuklardan bile insanın gözünü açan dersler ve sorular çıkabiliyor. Bukowski bu durumu çok güzel aktarıyor.

Duş (The Shower)

Bu şiir diğer okuyuculara ne kadar kaba ya da müstehcen görünse de, Bukowski'nin aşkın kendisine ne hissettirdiğini anlatırken sergilediği korkusuzluğu oldukça güzel buluyorum. Hiçbir detayı dışarıda bırakmamak için elinden geleni yapıyor. Bir kadını sevmenin nasıl bir şey olduğuna dair tasviri kulağa çok doğal geliyor. Olanı biteni sadece olduğu gibi yazıyor.

ve giyinirken konuşuyoruz başka ne yapılabileceği hakkında, ama bir arada olmak çoğunu çözüyor, hatta, hepsini çözüyor.

Bukowski ve onun özel hayatı hakkında daha çok bilgi sahibi olmak isteyen okurlar romanları ve öykülerinin yanı sıra eski eşi Linda King'in kaleme aldığı:

CHARLES BUKOWSKİ'Yİ SEVMEK VE NEFRET ETMEK

isimli eseri okuyabilirler.
By: Hikmet Benol
*Seni seviyorum Pis Moruk. Yattığın yer ışıklı olsun.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder